Ayhan Cöner'den
Ağustos ayının ortasıydı. Öğrencilerimiz okullarında check-in yapmaya başlamışlardı. O eşsiz heyecan her sene aynıdır, tanık olmak ise bir ayrıcalık. Bir sene öncesinden tanıştığımız öğrencilerimiz ve aileleriyle, partneri olduğumuz okullarımızda onları karşılamak, SEC ailesi olarak işimizin bittiğinin değil daha yeni başladığının bir ifadesi, bir güven notu. Öğrencilerimizin odalarında dolaplarına kıyafetlerini yerleştirmeleri, eski öğrencilerle ve odayı paylaşacakları yeni oda arkadaşlarıyla ilk tanışmaları, onlara yeni evlerinde vekaleten anne ve babalık yapacak olan house parent'ların sıcak ve samimi yaklaşımları emsalsiz.
Sonra daha sessiz bir an gelir. Valizler boşalmış, dolap yerleşmiş, çocuk çoktan koridorda birinin adını öğreniyordur. Anne baba kapının önünde bir süre daha durur. Yapacak bir şey kalmamıştır ama gitmek de kolay değildir.
O eşikte fark ettiğim şu: o gün asıl zorluk çocukta değil. Çocuk birkaç saat içinde yeni arkadaşlarıyla aşağı inecek, akşam yemeğinde gülüyor olacak. Ağırlık, geride kalanda.
Ailelere hep aynı şeyi söylüyorum: bu ağırlık, yanlış bir karar verdiğinizin işareti değil. Doğru kararın bedeli. Ve yalnız taşımanıza gerek yok — biz o kapının iki tarafında da varız.
Bu yıl okullarımız 17 Ağustos itibarıyla Eylül'ün ilk hafta sonuna kadar sırayla kapılarını açtı. Hepsinde oradaydım.
Peki o kapı kapandıktan sonra ne oluyor?
Bu sayı büyük ölçüde o sorunun cevabı. Bu yaz partner okullarımızın hepsine aynı soruyu sorduk: yapay zekayı nasıl yönetiyorsunuz? Bir okulu diğerinden ayıran şey, politikasının olup olmaması değil. Herkesin politikası var. Fark, o politikanın sınıfta bir karşılığı olup olmamasında. Üç okulun cevabını yan yana koydum; okul gezisine giderken soracağınız asıl soruyu da oraya yazdım.
İkinci konumuz aile okulları. Bir okulu kimin yönettiği, çocuğunuzun günlük hayatında ne kadar fark yaratır? Bu sayıda bu soruyu açıyoruz, cevabını gelecek sayıya bırakıyoruz.
Bir de şunu ekleyeyim. Bu sayıyı hazırlarken kendime sorduğum soru "hangi okul daha iyi" değildi. Yirmi iki yıl sonra o sorunun pek bir anlamı kalmıyor. Asıl soru şu: bu çocuk hangi ortamda, hangi odada, hangi masada, kimin yanında en çok kendisi olur?
Cevabı broşürde yok. Kampüste, koridorda, o dolabın önünde.
Sevgilerimle,
Ayhan Cöner
2027 kayıtlarında öncelik sizde olsun
Yaz kampı, kış kampı veya yatılı başvurusu — Silver üyeliğinizi bugün başlatın.
Silver üye olun →İsviçre'nin aile okulları
İsviçre yatılı okul dünyasında son yıllarda daha sık duyulan bir kavram var: "family school" — kurucu ailenin hâlâ okulun başında olduğu, kararların uzak bir yönetim kurulundan değil, kampüste günlük olarak bulunan insanlardan çıktığı kurumlar.
Bu sayıda konuyu açıyoruz; ayrıntısını gelecek sayıya saklıyoruz. Şimdilik iki isim:
Leysin American School
1960'ta Fred ve Sigrid Ott tarafından kuruldu ve üç kuşaktır aynı ailenin yönetiminde. Bugün 50'yi aşkın milliyetten yaklaşık 300 öğrenciyi ağırlıyor; 7.000'i geçen bir mezun ağı var. Yatılı binalarında öğretmen aileleri öğrencilerle birlikte yaşıyor.
La Garenne
Villars-sur-Ollon'da 1947'den beri Méan ailesi tarafından yönetiliyor. Öğrenci sayısını bilinçli olarak 200'ün altında tutuyor ve İsviçre'de 4 yaşından itibaren yatılı kabul eden az sayıdaki okuldan biri. Okulun eğitim blogunda paylaştığı bir yazı yaklaşımlarını iyi özetliyor: görsel sanatları ayrı bir ders olarak değil, fen, matematik, tarih ve dil derslerini besleyen bütünleşik bir araç olarak konumlandırıyorlar.
15 Ekim Perşembe, 19:00 — İstanbul
Leysin American School ve La Garenne temsilcilerini İstanbul'da bir araya getiriyoruz. Kaşıbeyaz Yeniköy'deki akşamda her iki okulun yetkililerine kabul süreçleri, kontenjan, maliyet ve öğrenci yaşamı hakkında doğrudan soru sorabilirsiniz.
Son başvuru: 9 Ekim Cuma. Kaydınız tamamlanınca teyit maili gönderiyoruz.
Sorduk: "Yapay zekayı nasıl yönetiyorsunuz?"
Bu yaz partner okullarımıza yazılı olarak sorduk. Gelen yanıtlar, İsviçre okullarının aynı soruya çok farklı yerlerden yaklaştığını gösteriyor — ve hiçbirinin cevabı "yasakladık" değil.
Collège du Léman — sorumlu, etik ve şeffaf kullanım
CDL'nin çerçevesi üç ayak üzerine kurulu: aracı yönetmek, öğrenciye onu anlatmak ve sorgulatmak. Öğrenciler yapay zekayı fikir üretme, düşünceleri düzenleme, anlamayı derinleştirme ve çalışma becerileri geliştirmede kullanabiliyor; ancak yapay zeka üretimi bir işi kendi işi gibi sunmak yasak. Özgün düşünce, doğru atıf ve akademik dürüstlük sürekli hatırlatılıyor.
Deepfake, görsel kötüye kullanımı, çevrimiçi davranış ve yapay zeka temelli zorbalık; dijital güvenlik, pastoral destek ve yatılı yapıları üzerinden ele alınıyor — özellikle öğrencilerin ders saatleri dışında da çevrimiçi olduğu gerçeği gözetilerek. Öğretmenler hem öğretim hem akademik dürüstlük tarafında rehberlik alıyor; araçlar değerlendirilirken veri koruma ve öğrenci mahremiyeti önceliklendiriliyor.
Üniversite başvurularında kural net: niyet mektupları, denemeler ve başvurular öğrencinin kendi işi olmak zorunda. IB, İsviçre Maturité, Fransız Bac ve AP'nin akademik dürüstlük beklentileri de akademik rehberlik kapsamında öğrenciye aktarılıyor. Okul, bu alanın hareketli olduğunu ve politikalarının önümüzdeki akademik yıl boyunca gelişmeye devam edeceğini belirtiyor.
Aiglon College — sınıfta ve ofiste, birlikte deneme
Aiglon'un yayımladığı çerçeveye göre yapay zeka okulun her katmanına girmiş durumda. Bilgisayar bilimi bölümünde öğrenciler kod önerisi almak, hata ayıklamak ve kendi kodlarını iyileştirmek için bu araçları bir çalışma arkadaşı gibi kullanıyor; okulun gerekçesi şu: hiçbir yazılımcı sıfırdan başlamaz, zaten açık kaynak kütüphanelere ve geçmiş projelere bakar.
Dil derslerinde metinden görsel üreten araçlar yazma ve konuşma egzersizi için kullanılıyor; öğrenciler ikinci dillerinde komut yazmayı deniyor. Öğretmen tarafında seviyeye göre farklılaştırılmış materyal ve hızlı ölçme sorusu üreten araçlar var. Okulun kütüphanesi (Center for Enquiry), Extended Essay sürecinde öğrenciye yol gösteren özel araçlar geliştiriyor ve personele eğitim oturumları düzenliyor. Her akademik ve idari ekipten en az bir kişi kurumsal yapay zeka denemesine dahil edilmiş durumda. Okulun Görsel Sanatlar bölüm başkanı ise konuyu İsviçre Uluslararası Okullar Grubu'nun öğretmen konferansında diğer okullarla tartışmaya açmış.
Aiglon'un metni bir soruyla bitiyor ve bu soru tartışmanın asıl yerini işaret ediyor: yirminci yüzyıl becerilerini, on dokuzuncu yüzyıl yöntemiyle sınamaya devam etmeli miyiz?
Le Régent — "gelecek bir araçtır"
Le Régent konuyu bu yıl ilk sayısını çıkardığı yıllık dergisinde ele aldı. Derginin adı FIFTEEN100 — Crans-Montana'daki kampüsün rakımından geliyor. Yapay zekaya ayrılan yazı, okulun Creative Lab'ine giriyor: bir masada öğrenciler İsviçre çikolatası için ambalaj tasarlıyor, bir başkasında 3D baskı nesnelere gömülecek NFC etiketleri programlanıyor, bir köşede biri yapay zekayla üretilmiş bir film müziğini kurguluyor.
Programı yürüten Léo Lefort, Junior School'da STEAM, Senior School'da Tasarım-Teknoloji-İnovasyon dersleri veriyor. Laboratuvarı "yapanlar için kurulmuş bir düşünme atölyesi" olarak tanımlıyor: öğrenciler bilgisayarın nasıl çalıştığını değil, onunla nasıl düşünüleceğini öğreniyor — teknoloji hayal gücünün uzantısı olarak konumlanıyor.
Yapı da net: 4. sınıftan 8. sınıfa kadar Tanımla–Üret–Çözümle çerçevesi izleniyor, 9. sınıfta öğrenci IB'nin tasarım döngüsüne geçiyor. Yani erken yaştaki üretim becerisi, uluslararası kabul gören bir tasarım düşüncesine doğru basamak basamak ilerliyor.
Lefort'un yapay zekaya yaklaşımı bir tasarımcının yaklaşımı: araç nötrdür, değeri tamamen nasıl kullanıldığına bağlıdır. Bunu bıçak benzetmesiyle anlatıyor — fark bıçağın kendisinde değil, onu tutanda. Yazıya asıl damgasını vuran cümle ise şu:
Bu ayrımı günlük bir örnekle somutlaştırıyor: yapay zekadan e-postanızı yazmasını mı istiyorsunuz, yoksa taslağınızı düzeltmesini mi? İkincisi sizi daha iyi bir yazar yapar; birincisi bağımlı kılar. 9. sınıf öğrencileri komut mühendisliği üzerine çalışıyor, "disruption" kavramını tasarım penceresinden inceliyor. Amaç otomasyon değil; hayal kurma, fikir üretme, araştırma ve üzerine düşünme. Komut, beyin fırtınası ve mood-board çalışmasıyla kuruluyor — sonuç, tasarım sürecinin bir yan ürünü olarak geliyor.
Lefort'a göre dijital okuryazarlık hızla yeni okuma-yazma hâline geliyor; öğretmenler açısından belirleyici olan da bu araçlardan korkmak değil, onları çevik ve akıllıca kullanabilmek.
Aynı sayıda velileri yakından ilgilendiren iki yazı daha var: okulun Girişimcilik ve Liderlik Laboratuvarı ve doğru üniversiteyi seçmek üzerine bir rehber.
Dergiye şuradan ulaşabilirsiniz: FIFTEEN100 — yapay zeka yazısı s.9, Girişimcilik ve Liderlik Laboratuvarı s.30, üniversite seçimi s.36.
Bu sadece okulların gündemi değil
Ağustos boyunca izlediğimiz uluslararası gelişmeler de aynı yöne işaret ediyor: UNESCO ay sonunda yapay zeka ve eğitim konusunda bakanlık düzeyinde ortak bir bildiri yayınladı; aynı hafta yayımlanan bir veli anketi ise ailelerin çoğunluğunun artık okul seçerken kurumun yapay zeka yaklaşımını da bir kriter olarak değerlendirdiğini gösterdi.
Engadin'den bir okul: Hochalpines Institut Ftan
Bu sayıda Aşağı Engadin'den bir kurumu tanıtıyoruz: Hochalpines Institut Ftan (HIF) — 1793'te kurulmuş, İsviçre'nin en köklü eğitim kurumlarından biri ve bence ülkenin en güzel butik yatılı okullarından biri. 10-18 yaş aralığında öğrenci kabul ediyor.
Yıllardır iş birliği içinde olduğumuz bu kurumla ortaklığımızı yeniliyoruz. Okulun Education in Motion (EiM) ailesinin bir parçası olarak girdiği yeni dönemi görmek beni ayrıca mutlu ediyor: küresel bir okul ağının kaynakları, iki yüz yılı aşkın bir Alp geleneğiyle buluşuyor. Okulu eylül başında yerinde ziyaret ettik.
Programlar
Okul iki dilli İsviçre Maturası sunuyor: Almanca-İngilizce ya da Almanca-Romanşça. Matura mezunları ETH Zürich, EPFL ve St. Gallen'a doğrudan geçiş hakkı kazanıyor. Bunun yanında iGCSE (14-16) ve International Advanced Diploma seçenekleri var. Daha kısa denemeler için Ignite programları bulunuyor: 8. sınıf için 5 haftalık, 9. sınıf için 12 haftalık. Kamp tarafında Alpine Summer Camp (10-17 yaş, 2 hafta) ve Alpine Winter Experience (10-16 yaş, 10 gün) yer alıyor.
A-Level'lar ne zaman başlıyor?
Okula doğrudan sorduk. Yanıt net: A-Level programı 2027/28 akademik yılında başlıyor, ilk grup Eylül 2027'de derse giriyor. Bugün 16 yaşında bir çocuğu olan aile için bu tarih planlamanın merkezinde olmalı.
Sports Academy
Alp disiplini, kayaklı koşu, biatlon ve snowboard freestyle dallarında çift kariyer (dual-career) modeliyle çalışıyor — sporcu öğrenci antrenman programını akademik takvimden ödün vermeden sürdürüyor.
New Metrics — ve asıl soru
HIF, Melbourne Üniversitesi'nin Melbourne Metrics girişiminden beslenen bir değerlendirme çerçevesi uyguluyor. Yedi yetkinlik üzerinden ilerliyor: öğrenmede inisiyatif, işbirliği, iletişim, etik davranış, nitelikli düşünme, aktif vatandaşlık ve kişisel gelişim. Dört aşaması var — tanımla, geliştir, kanıtla, tanı. Sistem standarda dayalı ama standartlaştırılmış değil: öğrenci sınıf arkadaşlarıyla değil, kendi gelişim çizgisiyle kıyaslanıyor.
Bizim okula yönelttiğimiz soru şuydu: bu çerçeve öğrencinin belgesinde nasıl görünüyor ve üniversiteler onu nasıl karşılıyor? Gelen yanıta göre öğrencinin transkripti iGCSE ve A-Level sonuçlarını, kısa kursları ve New Metrics profilini bir arada sunacak. Bu profil, öğrencinin okulda geliştirdiği beceri ve kişisel nitelikleri açıkça ortaya koyuyor. Okul, üniversitelerden gelen geri bildirimin olumlu olduğunu ve sınav sonucunun ötesinde öğrenciyi tanıma isteğinin arttığını belirtiyor; EiM grubu bu bilginin başvuru süreçlerinde anlamlı biçimde okunması için üniversitelerle çalışıyor.
Okullar açıldı, SEC sahadaydı
17 Ağustos'ta Lyceum Alpinum Zuoz, Collège du Léman ve Collège Champittet; 28 Ağustos'ta ise Aiglon College 2026-27 akademik yılına kapılarını açtı.
Bu açılışların her biri, bir yılı aşkın bir sürecin sonu. Ailelerle tanıştık, çocukları tanıdık — neyi sevdiklerini, nerede zorlandıklarını, nasıl bir ortamda açıldıklarını. Birlikte İsviçre'ye geldik, kampüsleri tek tek gezdik, yatakhaneleri gördük, öğretmenlerle konuştuk. Ve her öğrenci için en doğru okulun hangisi olduğuna, ailesiyle birlikte karar verdik.
Açılış günü de yanlarındaydık. Valizlerin taşındığı, odaların ilk kez görüldüğü, vedaların yapıldığı o günde — çünkü bu iş bir imzayla bitmiyor.
Bu ailelerin her biri, çocukları yatılı okula yazıldığı anda Silver üyelikten Gold üyeliğe geçti. SEC'te seviye bir şey satın alındığı için değil, çocuk bir aşama ilerlediği için yükselir: Gold üyelikle birlikte müfredat danışmanlığı, üniversite pathway rehberliği ve vasilik (guardianship) hizmetleri açılır. Yolculuğun ikinci bölümü buradan başlıyor.
Lyceum Alpinum Zuoz ve Aiglon College için önümüzdeki sayılarda ayrı, daha detaylı bir bölüm ayıracağız.
Le Régent: veri güvenliğinde bağımsız onay
Le Régent (Crans-Montana), bağımsız denetim sonucu İsviçre'nin "Cyber-Safe" sertifikasını aldı — öğrenci ve veli verilerinin korunmasına dair somut bir güvence. Okulun IT Operasyon Müdürü Gaëtan Barras, uluslararası bir okul olarak hassas veri işledikleri için siber risk farkındalığının bir gereklilik olduğunu vurguluyor.
Aiglon: dağda sorumluluk dersi
Aiglon College öğrencileri, Summit Foundation ve yerel kurumlarla işbirliğinde Villars-Gryon-Diablerets bölgesinde gönüllü dağ temizliğine katıldı — kış sonrası kalan atıkları temizleyip bölgeyi yaz sezonuna hazırladılar. Okulun kültürlerarası eğitim ve küresel vatandaşlık ilkelerinin sahadaki somut hâli.
Kısaca
İsviçre'nin hospitality eğitim ekosistemi de boş durmadı: Uluslararası Otelcilik Finans ve Ekonomi Konferansı 10. yılını kutladı — EHL, Glion ve Les Roches gibi kurumlara yönelen öğrenciler için sektörün akademiyle bağının ne denli güçlü olduğunu bir kez daha gösterdi.
Velilerin bana sorduğu ilk sorulardan biridir bu. Ama yirmi iki yıldır şu soruya henüz rastlamadım: "Benim çocuğum bu okula ne katar?"
Bu boşluğa tam oturan bir cümle var. Eğitimci Darren Raven'a ait:
Cümlenin dayandığı üç isme kısaca bakalım. Patricia Hill Collins (1948–), Amerikalı sosyolog: yaşanmış konumların, güçlü kurumların göremediği bilgi ürettiğini gösterdi — dışarıdan gelen, içeridekinin körlüğünü görür. Donna Haraway (1944–), Amerikalı bilim tarihçisi: hiçbir bilgi tarafsız bir yerden gelmez, nereden baktığınız ne gördüğünüzü belirler. Antonio Gramsci (1891–1937), İtalyan düşünür: entelektüel faaliyet seçkinlerin tekelinde değildir, herkes bir biçimde düşünür ve üretir.
Aile çocuğunu yatılı okula gönderirken tek şey düşünür: uyum. Dil yetecek mi, arkadaş bulacak mı, geride kalır mı…
Oysa o çocuk sınıfa boş girmiyor.
Tarih dersinde Birinci Dünya Savaşı anlatılırken, aynı savaşı dedesinden bambaşka bir anlatıyla dinlemiş biri oturuyordur orada. Ekonomi dersinde enflasyon çoğu için soyut bir kavramdır; onun için çocukluk hatırasıdır. Üç dil arasında gidip gelen bir zihin, tek dilli bir zihnin fark etmediğini fark eder.
Bunlar dezavantaj değil. Sınıftaki en nadir malzeme. İyi okul bunu kullanır. Zayıf okul, üç ayda silinmesini bekler.
Fark, size verdikleri cevapta duyulur. Okul gezisinde sorun: "Uluslararası öğrencileriniz sınıfa ne katıyor? Somut bir örnek verin."
İki tür cevap gelir. Birincisi: "Öğrencilerimiz çok çabuk uyum sağlar, üç ay sonra aradaki fark kalmaz." Kulağa güven verici gelir. Ama söylediği şudur: hedefimiz farkı silmek. İkincisi bir hikâye anlatır — hangi ders, hangi öğrenci, ne oldu.
Örnek veremeyen okul, o örneğin hiç yaşanmadığını söylemiş olur.
Bu manzara ben gelmeden önce de buradaydı. Ama tam bu noktadan, tam bu açıyla kimse bakmamıştı. Çocuğunuz da bir okula öyle girer.
Okul turu randevuları açıldı
Ailelerimizle birlikte yaptığımız özel İsviçre okul turları için randevu almaya başlıyoruz. Birinci tur: 26 Eylül – 6 Ekim. İkinci tur: 26 Ekim – 18 Aralık. 2027 takvimimizi Kasım bültenimizde duyuracağız.
Tur, bir okul gezisinden fazlası: çocuğunuzu tanıyarak başlıyoruz, hangi kampüslerin ona uygun olduğunu birlikte belirliyoruz, ziyaretleri ve görüşmeleri organize ediyoruz, gittiğimiz her okulda yanınızda oluyoruz.
2027 kamp kayıtları sürüyor
1 Eylül'den bu yana 2027 kış kampı ve yaz kampı kayıtlarımızı almaya devam ediyoruz. Bu yıl ilginin geçen yıllara göre belirgin şekilde yüksek olduğunu görüyoruz; kontenjanların beklenenden erken dolacağını öngörüyoruz.
Kamplarda yer tahsisi başvuru sırasına göre yapılıyor. Tercih ettiğiniz okul ve tarih aralığı netleştiyse, erken başvurmanızı öneririz — özellikle yaş aralığı dar olan programlarda birkaç haftalık gecikme tercih listenizi daraltabiliyor.
| Tarih | Etkinlik |
|---|---|
| 1 Eylül'den itibaren | 2027 kış ve yaz kampı kayıtları açık — yer tahsisi başvuru sırasına göre. |
| 26 Eylül – 6 Ekim | Özel okul turları, 1. dönem — randevular açık. |
| 9 Ekim Cuma | 15 Ekim etkinliği için son başvuru tarihi. |
| Save the Date — 14 Ekim | SEC üyelerine özel, İsviçre Başkonsolosluğu'nda düzenlenecek davet. Katılım kişiye özel davetiyeyle. |
| 15 Ekim, 19:00 | LAS × La Garenne tanıtım akşamı — Kaşıbeyaz Yeniköy, İstanbul. Kayıt formu. |
| 26 Ekim – 18 Aralık | Özel okul turları, 2. dönem — randevular açık. |
| Kasım bülteni | 2027 okul turu takvimi açıklanacak. |
Tur programına eklenebilecek duraklar
İsviçre'ye okul görmeye geliyorsanız, bir iki gün daha kalmaya değer. Çocuğun okulu değil ülkeyi de sevmesi, kararı kolaylaştırır. Aşağıdakiler öğrenmeyi eğlenceyle birleştiren duraklar — tur planınıza ekleyebiliriz.
Bilim ve teknoloji
CERN Science Gateway (Cenevre/Meyrin) — dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarının ziyaretçi merkezi. Sergiler ücretsiz, kayıt gerekiyor; 16 yaş altı yetişkin eşliğinde. Rehberli turlar ve laboratuvar atölyeleri yerinde ve kontenjanla veriliyor, bu yüzden erken gitmekte fayda var. Salı–Pazar açık, en az üç saat ayırın. Fizik ya da mühendislik düşünen bir çocuk için bu ziyaret bir dönüm noktası olabiliyor.
Swiss Science Center Technorama (Winterthur) — 500'ü aşkın deney istasyonu ve "dokunmak serbest" kuralıyla çalışan bir bilim merkezi. Mekanik, elektrik, matematik, algı ve biyoloji bölümleri; canlı elektrik gösterileri; dışarıda ise düzenli aralıklarla patlayan bir gayzerin bulunduğu açık hava alanı var. 2025'te 369 bin ziyaretçi ağırladı.
Verkehrshaus (Luzern) — İsviçre'nin en çok ziyaret edilen müzesi. Ulaşım ve hareketlilik teması etrafında lokomotiflerden uçaklara, uzay araçlarından planetaryuma uzanan interaktif bir koleksiyon.
Gıda, tat ve üretim
Maison Cailler (Broc) — İsviçre'nin en eski çikolata markalarından birinin fabrikası; kakaonun yolculuğunu izleyip üretim hattını görüyor, sonunda tadım yapıyorsunuz. Lindt Home of Chocolate (Kilchberg, Zürih) — dev çikolata çeşmesi ve üretim atölyeleriyle daha modern bir deneyim. Alimentarium (Vevey) — beslenmeyi bilim, tarih ve kültür açısından ele alan, mutfak atölyeleri olan bir müze.
Mühendislik ve manzara
Jungfraujoch — Avrupa'nın en yüksek tren istasyonu; bir asır önce dağın içine oyulmuş tüneller, buzul sarayı ve 3.454 metrede bir gözlem terası. Bernina Express — UNESCO Dünya Mirası listesindeki demiryolu hattı; Engadin'den İtalya'ya, viyadükler ve helezon köprülerle inen bir mühendislik dersi.
Değerler ve tarih
Olimpiyat Müzesi (Lausanne) — sporun tarihi, etiği ve performans bilimi; sporcu bir çocuk için özellikle anlamlı. Chillon Şatosu (Montreux) — göl kıyısında 13. yüzyıldan kalma bir kale. Ballenberg Açık Hava Müzesi (Brienz) — İsviçre'nin dört bir yanından taşınmış tarihî evler, canlı zanaat atölyeleri.
Doğrudan eğlence
Swiss Vapeur Parc (Le Bouveret) — binilebilir minyatür trenlerden oluşan bir park. Conny-Land (Lipperswil) — İsviçre'nin en büyük eğlence parkı. Papiliorama (Kerzers) — tropik kubbeler ve kelebek bahçeleri.
Köklü mü, donmuş mu?
Bir okulun broşüründe "1888'den beri" yazıyorsa, bu iyi bir haber mi?
Yirmi iki yıldır İsviçre'nin en eski yatılı okullarına aile yerleştiriyorum. Yüz yıllık jübileler, dedesinin oturduğu sıraya oturan torunlar. Bu dünyayı içeriden tanıyorum. Ve tam bu yüzden geçen hafta okuduğum bir cümle boğazıma takıldı:
Cümle bana ait değil — eğitimci Darren Raven'in "Radical Lineages" serisinden. Arkasında üç isim var:
Ernst Bloch (1885–1977): her şimdinin içinde henüz gerçekleşmemiş bir gelecek saklıdır. Bir kuruma sorulacak soru "ne yaptı" değil, "neyi mümkün kılıyor"dur.
Henry Giroux (1943–): okul, çocuğun farklı bir gelecek kurabileceğine inandığı yerdir. İnanamadığı yerde okul, mevcut düzenin memurunu yetiştirir.
Stuart Hall (1932–2014): "iyi mezun" tarifi doğa yasası değil, bir dönemin tarifidir. Tarif değişmezse kurum geride kalır — ama bunu fark etmez.
Kurumun sürekliliği ile öğrencinin dönüşümü aynı şey değildir.
Bazı okullarda gelenek bir zemindir, üstüne yeni bir şey inşa edilir. Bazılarında vitrindir. İkisi dışarıdan tıpatıp aynı görünür. Broşürden ayırt edemezsiniz; kampüs gezisinde de edemezsiniz.
Ayırt etmenin tek yolu var. Şunu sorun:
Cevap somutsa (şu ders kalktı, şu program geldi, çünkü şunu fark ettik) — okul yaşıyordur.
Cevap "biz köklerimize bağlıyız" ise, cevabınızı almışsınızdır.
Gelenek bir kusur değil. Engadin'de her sabah baktığım kaya yüz binlerce yıldır aynı yerde. Ama önündeki göl her mevsim yeniden doluyor. Ayakta kalan şey biçim değil, akış.
Bir okulda da değişmeyen tek şey adı olmalı.
Kaynak: Darren Raven, Public Pedagogy 233, 21.08.2026
2027 planlamasına bugün başlayın
Yaz kampı, kış kampı veya yatılı kayıt — doğru yol haritasını birlikte çizelim.
Birebir görüşme ayarlayın